ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK

culture, multiculture, colere



Kültür kelimesi, latince cultura’dan gelir.  Cultura ise, inşa etmek, işlemek, süslemek, bakmak anlamlarına gelen Colere'den türemiştir. Örneğin İngilizce agriculture tarım demektir. 

Yerleşik hayatın inşası, avcı ve toplayıcı kabile topluluklarının, tarım yapmaya başlaması, tarım alanlarında kümeleşmeye başlaması, köy toplumunu oluşturması ve üretkenliğin, saklanabilir ve ticareti yapılabilir yiyecek ve eşya stoklarının oluşumuyla, mevcut nüfusun artması ve tarım toplumlarının cazibe merkezi olmasıyla, kök aileden oluşan kabilelerin, farklı kan bağından oluşan insan gruplarını da kendi bünyesine katabilmesini sağlamıştır.

Bu yönüyle kültür, yaşamın devamı için üretmek, sosyal ilişkilerin devamı için bu üretimi ve üretilenlerin tüketim biçimini sürekli kılmak ve değişen koşullara uyum için iletişim biçimleri ve manevi değerler oluşturmayı, örneğin dil, din ve felsefeye dair özgünlükler oluşturmayı ifade eder. İnsan, insana dair maddi, manevi unsurların yanı sıra, maruz kaldığı ekolojik etkilere bağlı olarak farklılaşır. 

Yağmur ve fırtına, kuzeyli bir denizci için farklı, Ortadoğulu bir çiftçi için farklı, güneyli bir ormancı için farklı anlamlara gelmektedir. Beklentileri, mutlulukları, korkuları ve tepkileri bu yüzden farklılaşır. İşte bu yüzden aynı doğa olayına dair farklı şarkılar yazar, farklı masallar anlatır, farklı evler yapar, farklı totemler yaratırlar









Çok Kültürlülük Azınlık ve Farklılık

Çok kültürlü bir toplumdan bahsedildiğinde, aynı etnik köken içinde majör farklılıkları bulunan topluluklar olabileceği gibi temel olarak farklı etnik köken, dil ve/veya inanç sistemine bağlı insanların bir ara da yaşamaları da söz konusu olabilir. 

Bu noktada, böyle bir toplumun çoğulcu demokrasi güvencesinde oluşturulmuş bir hukuk sistemini benimsemiş olması, dönemsel krizler, bölgesel veya global gerginliklerin toplumun kültürel katmanları arasında bir kırılma, çatışmaya dönüşmemesi için bu kültür katmanlarının birbiri ile tanışık kalması ve uzlaşma zeminlerinin devlet kadar sivil toplum örgütleri ve kanaat önderlerince korunuyor ve canlı tutuluyor olması gerekir. 

Azınlık kümelerinin, kentlerin belli yerleşim bölgelerinde oluşturdukları gettolar, dışa kapalı evlilik, dışa kapalı eğitim ve meslek örgütlenmeleri vb gibi, diğer topluluklarla ortak iletişimi ve yakınlaşmayı sınırlandıran uygulamalar, temel olarak aynı dili, dini ve/veya etnik kökeni taşıyan ve özellikle azınlık olan grupların korumacı bir refleksle oluşturdukları yapılar olmasına karşın, temel olarak çok kültürlü gözüken bir şehirde birbirine yabancı alt toplulukların, birbiriyle sınırlı bir iletişim içinde yaşamalarına ve özellikle kriz dönemlerinde kullanmaları gerekecek bir ortak dile, uzlaşma altyapısına sahip olamamalarına sebebiyet verir. (www.uztarih.com)

culture, multiculture, colere

Irkların ve Halkların Eşitliği 

Daha spesifik olarak, çok kültürlülük, etnik ve ırksal çeşitlilik ile bağlantılı olarak daha büyük olan, insan hakları reformunun bir parçasıdır. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce, Batı’daki etno kültürel ve dinsel çeşitlilik bir dizi dar görüşlü ve antidemokratik hiyerarşi ilişkileri tarafından karakterize ediliyordu. 

Bu ilişkiler açık açık bazı halkların ve kültürlerin üstünlüğünü ve onların diğerlerini yönetme hakkı olduğunu öneren ırkçı ideolojiler tarafından haklı gösteriliyordu. Bu ideolojiler Batı dünyasında geniş bir kabul gördü ve hem iç hukuku (örnegin ırksal olarak yanlı göçmenlik ve vatandaşlık politikaları) hem de yabancı politikaları (örneğin denizaşırı kolonilerle bağlantılı olarak) desteklediler. Ancak ikinci Dünya Savaşında, dünya Hitler’in bu tür ideolojileri fanatik ve canice kullanmasına karşı çıktı ve sonrasında, BM kararlı bir şekilde, ırkların ve halkların eşitliği ideolojisinin lehine olacak şekilde bu tip politikaları reddetti. (www.uztarih.com)

İnsanların eşit olduğuna dair bu yeni varsayım, daha eski hiyerarşilerin kalıcı mevcudiyetine ve devam eden etkilerine karşı koymak için tasarlanmış bir politik hareketler serisine yol açtı. 

Bu hareketlerde üç tip “dalga” belirleyebiliriz: 
(a) 1948’den 1965’e kadarki süre içinde yoğunlaşan koloni karşıtlığı için mücadele; 
(b) farklı ırkların farklı yerlerde yaşamasına ve ırksal ayırımcılığa karşı verilen mücadele 
(c) 1960’ların sonunda ortaya çıkan, çok kültürlülük ve azınlık hakları için verilen mücadele.

Modern toplumlar ele alındığında, özellikle son elli yılda dünyanın pek çok büyük şehri bir cazibe merkezi olarak dünyanın pek çok ülkesinden çeşitli vesilelerle göç eden, yer değiştiren insanlara ev sahipliği yapmakta, bireysel ve çekirdek aile bazında kalıp hızlıca bu yeni topluluğun kültürüne, yaşam biçimine entegre olan insanlar kadar, kitleler halinde yer değiştiren ya da göç edilen bu yeni merkezde bir araya gelerek minimal gettolar oluşturan, dernek, vakıf, benzeri ortak girişimlerle sahip oldukları değerleri yaşatmaya çalışan, politik alanda sahip oldukları oy potansiyelini kullanarak lobiler yaratan topluluklar var. 


culture, multiculture, colere


Çok Kültürlülük ve Aidiyet

Çok kültürlülük, çok dillilik, çok dinlilik ve benzeri kültürel çeşitliliği yaşayan bölgeler ve kent merkezlerinde farklı panoramalar gözleniyor. Çok kültürlülük etnik grupların aşina olunan kültürel göstergelerini, kıyafetlerini, mutfağını ve müziğini alır ve onlara mensup olanlar tarafından korunması gereken ve diğerleri tarafından da güvenli bir şekilde kültürel gösteriler olarak tüketilecek otantik kültürel pratikler olarak bakar. Böylece onlar çok kültürlü okul müfredatında öğretilir, çok kültürlü festivallerde sahnelenirler ve çok kültürlü medya ve müzelerde gösterilirler vb.

İlk tahlil düzeyinde, çok kültürlülüğün, farklı sosyal çevrelerden, dini inançlardan, etnik kökenlerden veya milliyetlerden gelen bireylerin oluşturduğu çağdaş toplumların bir özelliğini belirttiği düşünülebilir. Bu, demografik de denebilecek betimlemeye dayanan tanımıyla kültürel çeşitliliğin eş anlamlısı olduğu söylenebilir. Fakat İkinci tahlil düzeyinde, çok kültürlülük, dikkatimizi kültürel farklılıkların toplumsal örgütlenmesine çeker. 

Bu durumda, farklılığın bireysel bir olgu olmadığı ve kültürel temas durumlarda karşılıklı etkileşime geçen toplumsal kurumlarda vücut bulduğu düşüncesini ifade eder. Bu da insan toplumlarının uzun süredir bilinen, antropoloji de kültürlenme, melezleşme, kültürler arası başlıkları altında incelenen bir yönüdür ve üçüncü tahlil düzeyinde, çok kültürlülük, birtakım özel aidiyetlerin varlığını ve değerini kabul etmekle kalmayan, ayrıca bunları siyasi normlara ve kurumlara kaydetmeyi de öneren belirli bir siyasi program ifade eder.

culture, multiculture, colere


Çok Kültürlülük ve Liberal Demokrasiler

Kanadalı siyaset felsefecisi Will Kymlicka’ya göre, Devletler, topraklarında homojen bir yapı oluşturmak için tarihsel süreç içerisinde azınlıklara dair birçok politika uygulamaya çalışmıştır. Bu azınlıkların bir kısmı, kitlesel sürgün ya da etnik temizliği amaçlayan soykırım yoluyla fiziksel olarak ortadan kaldırılmak istenirken, diğer bazı azınlıklar da, çoğunluğun dilini, dinini ve adetlerini benimsemeye zorlanmış ve bu yöntemle asimile politikası uygulanmıştır. 

Bu uygulamaların yanı sıra fiziksel tecrit ve ekonomik ayrımcılık şeklinde siyasi haklardan mahrum bırakılan ve yabancı muamelesi gören azınlıklar da bulunmaktadır. Özellikle Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte etnik, kültürel çatışmalar, siyasal şiddetin birinci kaynağı haline gelmiş ve bu şiddet birçok insanın hayatına mal olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Bu yüzyılda azınlık haklarına ilişkin önemli ölçüde değişiklikler gösteren liberal demokrasiler, azınlık milliyetçiliğini ezme stratejisinin hatalı bir politika olduğunu ve ulusal azınlıkların egemen ulusal grupla bütünleşmesi yönünde baskı kurmanın yanlışlığını anlamışlardır. 

Kymlica ’nın çok kültürlülük politikalarına atfettiği görev, elde edilmiş siyasi hakları vatandaşlık haklarını koruyarak kültürel farklılıklara daha önemli bir yer açmaktır. Kymlica ’ya göre, demokratik bir toplumda bu politikalar, azınlık hakları politikaları biçimini almalıdır. Azınlıkta kalan grupların üyelerine özel haklar tanıyarak onların farklılıklarını geliştirmelerinin koşulları sağlanmalı ve özel kimliklere saygı garanti altına alınmalıdır.


culture, multiculture, colere


Çok Kültürlü Toplumlar ve Perde Arkası

Çok kültürlülük’ten bahsedildiğinde pek çok insanın zihninde beliren fikir; Amerika Birleşik Devletlerinde  kültürel bir harmoni oluştuğu, farklı ırk, din ve dilden insanın ortak yaşama becerisidir. Bu noktada Ağırlıkla Anglosakson olmakla birlikte bireyler arasında, çok uluslu aile bağları kurulması sonucu, belirgin bir etnik kimlikten uzak ancak bu yeni devletin kimliğini sahiplenen insan tipi oluşmuştur. (www.uztarih.com) 

Bu yeni birey dünyanın hiçbir ülkesinde bulamayacağımız ölçüde farklı bir kan karışımına sahiptir. Örneğin bu Amerikalının büyük babası bir İngiliz, eşi Hollandalıdır. Bu Amerikalının oğlu bir Fransız kadın ile evlidir. Yine onların dört oğlu aslında kan bağı olarak dört farklı ulusa aittir ve muhtemelen bu dört ulusa ait kültürel mirasın herhangi birini baskın olarak sergilemeyecektir.

Rumbaut ve Portes’in de belirtmiş olduğu gibi: “Bütün göçmenler için Amerika yabancı bir ülkedir. Bu göçmenlerin kendi içlerinde oluşturduğu tarihsel hoşgörü ve kaynaşmanın, bu toprakların tabiri caiz ise asıl sahipleri için sağlanmadığı açıktır. ABD ilk koloni döneminden, bugünkü devlet sınırlarına ulaşıncaya değin yerli Amerikalılar ile yaşanan muharebelerin birçoğu aslında hiçbir tahrik olmadan, beyazlar tarafından yürütülen katliamlardır.”

11 eylül saldırılarından sonra, batı toplumunda çok kültürlülüğe yapılan atıflar ve alt kültürlerin yaşaması için uygulanan pozitif ayrımcı uygulamalar , geniş anlamda yerini hoşgörüsüzlüğe ve yer yer ırkçı söylemlere bıraktı. Avrupa ve Amerika’da güçlenen ırkçı söylemlere ve aşırı sağ partilerin oy oranında yaşanan artışla beraber, bu ülkeler, dünya genelinde kuvvetlenen diktatörel yönetimlere ve devletler arası yaşanan etnik-siyasi sebepli husumetlere karşı daha tepkisiz ve sessiz kalmaya başladı.

Günümüz dünyasında etnik ve ulusal grupların kaderi, yabancı düşmanı milliyetçilerin, fundamentalist dini grupların ve askeri diktatörlerin güdümündedir. Dolayısıyla liberalizm, bu ülkelerde ulusal azınlıklara dair söz söyleme niyeti taşıyorsa, etnik ve ulusal grupların taleplerine kulaklarını tıkamamalıdır. (www.uztarih.com)


YORUMLAR

Feat:
Ad

ARKEOLOJİ,14,BİLİM,8,FELSEFE,6,PSİKOLOJİ,8,SANAT,10,SOSYOLOJİ,8,TARİH,10,
ltr
item
uztarih.com | Tarih kainatın vicdanıdır: ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK
ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK
Çok kültürlülük, çokkültürlülük, kültür, Will Kymlicka, Rumbaut, Portes, Glazer, Milena Doytcheva, azınlık, asimilasyon, göçmen, alt kültür, çok dillilik, etnik köken, cultura, azınlık kümeleri, getto kültürü, kapalı evlilik, dinsel çeşitlilik, etno kültürel, asimilasyon politikaları, çok kültürlü toplumlar, çok kültürlülük makale, çok kültürlülük konu, çok kültürlülük kaynak
https://4.bp.blogspot.com/-jbPelm1VLJM/XAwmyBJ3EgI/AAAAAAAAIWE/Opo_EK1FInc3kvDSCg-c8jn2FFahlP4aACLcBGAs/s640/culture_0.jpg
https://4.bp.blogspot.com/-jbPelm1VLJM/XAwmyBJ3EgI/AAAAAAAAIWE/Opo_EK1FInc3kvDSCg-c8jn2FFahlP4aACLcBGAs/s72-c/culture_0.jpg
uztarih.com | Tarih kainatın vicdanıdır
https://www.uztarih.com/2016/04/cok-kulturluluk.html
https://www.uztarih.com/
https://www.uztarih.com/
https://www.uztarih.com/2016/04/cok-kulturluluk.html
true
5071587762045982549
UTF-8
Tüm Gönderileri Yükle Not found any posts HEPSİNİ GÖR Devamı Yanıtla Gönderiyi iptal et Sil Tarafından Ana Sayfa SAYFALAR GÖNDERİLER hepsini gör TAVSİYE EDİLEN ETİKET ARŞİV SİTE İÇİNDE ARA TÜM GÖNDERİLER Bu talebe uygun bir gönderi bulunamadı ANA SAYFAYA DÖN Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Ock Şbt Mar Nis Mayıs Hzr Tem Agu Eyl Eki Kas Ara Şu anda 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago 5 haftadan daha eski Takipçiler Takip et ÖZEL İÇERİK Paylaşmak İçin Aç Hepsini Kopyala Hepsini Seç Hepsi kopyalandı Kopyalamak İçin [CTRL]+[C] (veya Mac için CMD+C)